<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6184619251583532083</id><updated>2012-01-29T06:46:00.932-08:00</updated><category term='Yazar olmak üzerine'/><category term='Yazılım'/><category term='Romanda olay örgüsü'/><category term='Kurgu'/><title type='text'>Yazar Atölyesi</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Mustafa Acungil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00728969708024417254</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_8ST8K5JH_2E/Sd3c0PvsqII/AAAAAAAAACE/o24HOeSJ2Wk/S220/mustafa+acungil.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>10</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6184619251583532083.post-8978311050287641331</id><published>2011-07-04T14:58:00.000-07:00</published><updated>2011-07-04T14:58:09.721-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romanda olay örgüsü'/><title type='text'>Romanda Olay Örgüsü 4 - Nasıl konu bulurum?</title><content type='html'>Aslında konudan bol bir şey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor olan konu bulmak değil de, daha çok sizi harekete geçirecek  konuyu bulmak. Harekete geçirdiği gibi, aylarca üzerinde yazmaktan da  yılmayacağınız bir konu olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir yolculuğa çıkarken yol arkadaşını iyi seçmek gerekir. Aksi  taktirde yol bitmez, bitse de kendimiz de tükenmiş oluruz. Hikaye gibi  daha kısa soluklu bir şey yazıyorsanız, tekrar tekrar başa dönmek o  kadar da sakıncalı olmayabilir. Ama romanda özellikle çok yol aldıktan  sonra, böyle olmuyor baştan başlayayım demek kolay değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz en iyisi, önce bir bolca konu bulun kendinize. Sonra içlerinden seçerek ilerleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu bulmanın o kadar çok yöntemi var ki, burada sadece bazılarını örnek olarak verelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ya şöyle bir şey olsaydı… diye düşünün. Benim bu konuda aklıma  gelen çok ilginç bir konu, ya Amerika’daki Yellowstone bölgesi patlarsa  idi. Bir yanardağ değil, düpedüz çok geniş bir mağma bölgesi olan bu  alandaki bir patlamanın Kuzey Amerika’daki yaşamı büyük ölçüde yok  edeceği söylenir. Acaba nasıl bir dünya ortaya çıkardı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Başlık atmayı seviyorsanız, başlık atın! Victor Hufgo’nun Sefiller  yazısının sanıyorum bir kilisede bir duvara yazılı ‘kader’ yazısından  esinlendiği söylenir… Tek bir kelime… Tabii altını doldurabileceğiniz  bir başlık olmalı.&lt;br /&gt;- Aklınıza gelen ve size ‘yakın’ gelen isimlerden (cins ya da özel)  bir liste yapın. Bakın bakalım bu listenin ortak odağı ne… Sizi nereye  yönlendiriyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Damarınıza basan sorunları düşünün. Çevre mi çok önemli sizin için?  Genetiği değiştirilmiş bitkilerin insanlığın geleceğini tehdit  edeceğini mi düşünüyorsunuz? Damarınıza yeterince basan bir konu,  yazmanın da daha kolay olacağı bir konu olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İzleyin. Aklınızdan resimler ya da sahneler geçirin. Gündüz gözüyle  rüya görmeye bırakın zihninizi. Bakalım beyniniz size neler sunuyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Dinleyin. Benzer şekilde zihninizi serbest bırakıp cümleler duyun.  Bilinçaltınızdan yükselen cümleleri, kelimeleri dinleyin. Bakalım sizi  nereye götürecekler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Karakterler düşleyin. Çevrenizden, medyadan, zihninizde  yaratabileceğiniz karakterleri düşleyin. Sizi harekete geçirecek,  ilginizi çekecek bir karakter ve çevre karakterler harekete geçme  noktanız olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- En iyilerden çalın. Klasikleri okuyun, onları günümüzde düşünün. Uyarlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tarzları karıştırın. Yahşi Batı yapın. Mesela müslüman olmuş bir vampir acaba napardı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ana eğilimleri takip edin. Önümüzdeki yıllarda ısınacak konuları yakalamaya ve onlar üzerine yazmaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Gazeteleri, interneti karıştırın. Gerçek hayat öyküleri bazen en karmaşık olay örgüsünden daha karmaşık olur. Fikir alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Araştırın. İlgilendiğiniz kurgu dışı konuları araştırırken, bunlar üzerine bir kurgu yüklemeyi deneyin.&lt;br /&gt;- Üzerinde gerçekten yazmak istediğiniz şey nedir, onu düşünün…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tutkulara göz atın. Bir amaca kilitlenmek, bir insanın sevgisine tüm ömrünü adamak, bir keşif için canını ortaya koymak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Açılış cümleleri… Başlık gibi açılış cümleleri yazmaya da  odaklanabilirsiniz. Onlarca açılış cümlesi yazın. Hangilerinin altı  doldurulabilir geliyor, düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çarpıcı bir sahneden çarpıcı bir bölüm yazın. Öncesini, sonrasını,  karakterlerini bu ana vurucu anın etrafına örmeyi düşünebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Zihin haritanızı çıkarın. Sizin için önemli kavramları bulutlara  isim yazın, bulutları oklarla bağlayın. Önemli olanları büyütün.  Zihninizin bir haritasını çıkarıp oraya oturacak bir konu bulun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir son yazın. Birçok son yazın. Bu sonlardan sizi en çarpanına doğru ilerleyecek bir romana başlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Mesleklerden bazıları üzerine çok şey mi biliyorsunuz? O mesleğin  üzerine bir roman düşünün. Çok meşhur bir yazar vardı bir zamanlar. Bazı  kitaplarının başlıkları: Havaalanı, hastane, otel…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hiçbiri çalışmadı mı? Konu bulamıyor musunuz? Oturup yazmaya  başlayın. Hiçbir şey yazamıyorsanız, anlamsız kelime grupları yazın.  Beyniniz eninde sonunda mesajı alıp birşeyler döktürmeye başlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olursa olsun… Yazın! Ve yazmayı bırakmayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6184619251583532083-8978311050287641331?l=yazaratolyesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/feeds/8978311050287641331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6184619251583532083&amp;postID=8978311050287641331' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/8978311050287641331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/8978311050287641331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/2011/07/romanda-olay-orgusu-4-nasl-konu-bulurum.html' title='Romanda Olay Örgüsü 4 - Nasıl konu bulurum?'/><author><name>Mustafa Acungil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00728969708024417254</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_8ST8K5JH_2E/Sd3c0PvsqII/AAAAAAAAACE/o24HOeSJ2Wk/S220/mustafa+acungil.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6184619251583532083.post-3490639873689072179</id><published>2011-05-07T10:55:00.000-07:00</published><updated>2011-05-07T10:55:28.273-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romanda olay örgüsü'/><title type='text'>Romanda Olay Örgüsü 3 - Yapı</title><content type='html'>Olay örgüsü romanınızda gerçekleşen olaylardır. Yapı ise bu olayların gerçekleşme zamanlamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayların akışındaki zamanlamanız ve ortaya serme temponuz, okurun romanın içine girebilmesinde ve de 'çıkamamasında', en azından bitirene kadar çıkamamasında çok önemli bir etkendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aristo'dan beri yapı üç perdeden oluşur. Aslında hayatımızdaki pek çok şey üç perdeden oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir iş görüşmesini düşünün. Birinci perdede taraflar birbirini ilk izlenimlerle bir tartar. İkinci perde boyunca konuşmalar gelişir ve karar vermeye doğru ilerlenir. Son perdede karşılıklı olarak taraflar bir yargıya varmıştır, en azından bir ilk yargıya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu görüşmenin kendisi de daha uzun bir sürecin ikinci perdesinde yer alıyor olabilir. İş aramaya başlayıp ne tür ilanlar var ve çevrenizdekilerden ne fırsatlar duyabiliyorsunuz diye bakınırsınız. Yukarıdaki görüşmenin de olduğu bir seri görüşme adımları ikinci perdeyi oluşturur. Ve son perdede karar verirsiniz. Ya da işsiz kalışınızla beraber belki daha büyük bir hikayenin ilk perdesini tamamlamış olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir romanda birinci perdede hikayenin derinlerine inmeden önce birşeyler öğrenmemiz gerekir. Sonra romanın ana sorunu ortaya çıkar ve kahramanımız romanın en büyük kısmını oluşturan ikinci perde boyunca problemle boğuşur. Ve son perde sorunun çözülmesiyle tamamlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmamanız lazım ki, bir kuralı yıkmak istiyorsanız önce onu iyice uygulayabilir hale gelmelisiniz. Eğer bir deha değilseniz, üç perdeli düzenin dışına taşabilmek, başka şeyler deneyebilmek için önce üç perdeyi iyi uygulayabilir hale gelmeniz gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci perdede yapmanız gereken önemli şeyler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Romanın dünyasını sunun. Mekan, zaman, genel çerçeve hakkında fikrimiz olsun.&lt;br /&gt;- Romanın tonunu hissettirin. Bu bir macera mı? Heyecandan heyecana sürükleyen bir gerilim mi? Duygusal bir komedi mi? Ne bekleyebileceğimizi anlayalım.&lt;br /&gt;- İkinci perdeyi okumaya neden devam edelim? İlgimizi çekin.&lt;br /&gt;- Karşıtlığı ortaya koyun. Kahramanımızı engellemeye çalışan kişiler ya da şeyler nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci perdede neler yapmalısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Karakter ilişkilerini derinleştirin.&lt;br /&gt;- Neler olup bittiğine ilişkin merakımızı koruyun.&lt;br /&gt;- Herşeyi bağlayıp sonlandıracak üçüncü perdenin son çatışmasına ortamı hazırlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü perde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Olay örgülerinin tamamını bağlayın. Özellikle yan olayları sonlandırmış olmaya dikkat edin. Bunları özensizce örgüden sarkan başıboş bir ip gibi bırakacaksanız, romanı bitirmeden geri dönüp o yan ipin tamamını ayıklayıp çıkarın.&lt;br /&gt;- Romanın kendisini aşan bir titreşim hissettirin. Tüm bunların anlamı neydi? Okuyucunun içinde bir yerlere dokunun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç bölüm için iki kesim noktası gerekir. Romanınızın içinde birinci perdeden ikinci perdeye ve ikinci perdeden üçüncü perdeye önemli birer geçiş noktası vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci geçiş noktasında, kahramanımız normal ortamından ayrılmasına sebep olacak büyüklükte, buna yeterli bir sorun yaşamalı ve ikinci perdeye geçmeye karar vermelidir. Siz en iyisi başka çaresi olmayacak şekilde ikinci perdeye geçmesini sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci perde boyunca kahramanı en az birkaç büyük dalgadan aşırtın. Hedefine yaklaşırken tekrar düşsün, kalkıp daha ileri bir noktaya gitmişken bir daha düşsün... Sonra artık bu son çatışma dedirtecek bir geçiş noktasıyla geri dönüşü olmayan son çatışmaya yürüsün. Bu ikinci geçiş noktasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci perde çok uzun sürmemelidir. Romanın ilk dörtte birlik, hatta belki beşte birlik bölümü bizi ilk geçiş noktasına getirmelidir. İlk üç çeyreğinin bitiminde ya da biraz sonra da ikinci geçişle romanı sonlandıracak üçüncü perdeye geçmiş olmamız gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapıyla ilgili çalışmak istiyorsanız, çok beğendiğiniz üç roman ve hiç beğenmediğiniz üç roman seçin. Bu romanların geçiş noktalarını bulmaya çalışın. Üç perde var mı? Geçiş noktaları yeterince geri dönüşsüzlük hissi veren güçlü vurgulu yerler mi? Geçiş noktalarının roman içindeki yerleşimleri nerede?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar güvercini eti için kesmek gibi görünse de o benzetmeyi bence şiire ayırmalıyız. Roman güvercinden çok daha büyükbaş bir hayvandır ve büyükbaş hayvanların belirgin yapıları vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6184619251583532083-3490639873689072179?l=yazaratolyesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/feeds/3490639873689072179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6184619251583532083&amp;postID=3490639873689072179' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/3490639873689072179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/3490639873689072179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/2011/05/romanda-olay-orgusu-3-yap.html' title='Romanda Olay Örgüsü 3 - Yapı'/><author><name>Mustafa Acungil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00728969708024417254</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_8ST8K5JH_2E/Sd3c0PvsqII/AAAAAAAAACE/o24HOeSJ2Wk/S220/mustafa+acungil.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6184619251583532083.post-7951212708096933026</id><published>2011-04-30T15:11:00.000-07:00</published><updated>2011-04-30T15:11:02.325-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romanda olay örgüsü'/><title type='text'>Romanda Olay Örgüsü 2 - Olay Örgüsü Nedir?</title><content type='html'>Olay örgüsü, temel olarak neler olup bittiğidir. Edebi bir roman yazıyorsanız, olup bitenden çok karakterlere, iç akışlara vb yoğunlaşabilirsiniz, ama kitlelerin ilgisini çekecek, çok satacak bir ticari roman hedefiniz varsa, olay örgüsü çok daha büyük önem kazanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlam bir olay örgüsü ve yapıya sahip olan bir roman, okuyucuyu alıp başka bir dünyaya taşır. Bir sonraki sayfaya geçmek için sabırsızlanmasını sağlar. Bir haftasonunda okunup bitebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir roman okuyan bir okur, aynı yazarın başka romanlarını gördüğünde kapağına hatta belki adına bile bakmadan alabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;James Scott Bell, incelediği yüzlerce kurgu eserden şöyle bir formül çıkarmış: LOCK. L: Lead (Kahraman), O: Objective (Amaç), C: Confrontation (Çatışma), K: Knockout (Çarpıcı Final)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir romanın bir kahramanı olmalıdır. Tüm kitap boyunca takip edeceğimiz, bazen kendimizi yerine koyacağımız, bazen çok seveceğimiz, bazen nefret edeceğimiz bir ana karakter olmalıdır. Zayıf bir ana karakterle iyi bir roman olmaz. Ama iyi bir romanın çok iyi bir 'zayıf ana karakteri' olabilir. Burada kahramanın özelliklerinden çok ilgi çekici olup olmaması önemlidir. Zayıf bir karakterin zayıflığı da çok ilgi çekici bir şekilde ortaya konulmuş olabilir. Karakterin özellikleri güçlü bile olsa, ortaya koyuşumuz zayıfsa, ilgi çekmek için pek şansımız olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karakterin bir amacı olmalıdır. Bir şeye ulaşmaya ya da birşeyden kurtulmaya çalışıyor olmalıdır. Gündelik hayatta tüm yaptıklarımız bir amaca hizmet ediyor gibi gelmeyebilir. Hatta yaşadıklarımızın çoğu amaçsız gibi de gelebilir. Bir romanın kitleler için ilgi çekici olması içinse, kahramanın kesinlikle bir amacı olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayenizin ilgi çekici olması için önemli bir gereksinim de kahramanın amacına ulaşmasında engeller olmasıdır. Karşıt karakter(ler) ya da engelleyici dış güçler olmadan amaca ulaşma hikayesinin ilgi çekici bir yönü olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak ilgi çekici bir romanın çarpıcı bir sonu olmalıdır. Kitabın gerilimi sona erdikten sonra elli sayfa daha devam eden romanlara denk gelmişsinizdir belki, son derece sıkıcıdırlar. İyi bir son yazmak çok kolay olmayabilir. Lost dizisinde, Alias dizisinde, çok iyi bir başlangıç ve epeyce iyi bir gelişme gövdesinden sonra içler acısı, darmadağınık birer sonla karşılaşmış bir kişi olarak buna birinci elden şahidim. : )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galactica dizisindeki gibi sonda cevabı oluşmamış bazı yan örgüler bırakmış olmak da pek hoş olmayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir son yazabilirseniz, aradaki bazı kusurlar da unutulabilir. İyi bir başlangıç ve iyi bir gelişmenin ardından dağınık bir son yazmak ise, hayal kırıklığı oluşturacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana unsurları bu şekilde konuştuktan sonra bir de ticari roman, edebi roman ayrımını düşünmek faydalı olabilir. Bu ikisi birbirinden neredeyse tamamen ayrı alanlar gibi kabul edilir. Hatta çok güçlü bazı ticari yazarların edebi çevrelere kabulü onlarca seneyi bulabilir. Mesela Stephen King'in edebi anlamda da başarılı bir yazar olduğunun edebi çevreler tarafından kabulü onyıllar sonra olmuştur. Benzer şekilde Tolkien'in de çoluk çocuk hayallerinin ötesinde bir şey yazdığını edebi çevreler ancak Tolkien'in arkasından bir kurgu tipi ortaya çıktığında anlamışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edebi romana göre ticari romanın en önemli farkı, tırmanan bir gerilimdir. Kahraman bir atılım yapıp hedefine doğru yaklaşır, zorluklarla karşılaşıp aşağı düşer. Tekrar atılım, tekrar geri düşme... Gerilim bu şekilde tırmanarak kitabın sonunu oluşturan nihai hesaplaşmaya kadar gider. Ve çarpıcı bir sonla sonuçlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok karikarütirize bir şema gibi görünüyor olabilir. Her ticari romanın birbirinin kopyası olacağı gibi bir izlenim de bırakmış olabilir. Ama unutmayın ki bu ana iskeletin üzerinde daha pekçok katman var: Karakterler, mekanlar, diyaloglar, yan olay örgüleri, dönüşümler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satranç da 8'e 8, 64 kare üzerinde 6 tip taşla oynanan bir oyundur. Kısıtlı gibi görünmesine rağmen, oynadığım binlerce satranç maçından ikisinin birbirinin aynı olduğunu hatırlamıyorum. Başarılı romanlar için de belirli bir kalıp var gibi görünse de o kadar çok zenginleştirici unsur vardır ki, başarılı romanlar asla taklit ve tekkalıplılık hissi vermez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6184619251583532083-7951212708096933026?l=yazaratolyesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/feeds/7951212708096933026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6184619251583532083&amp;postID=7951212708096933026' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/7951212708096933026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/7951212708096933026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/2011/04/romanda-olay-orgusu-2-olay-orgusu-nedir.html' title='Romanda Olay Örgüsü 2 - Olay Örgüsü Nedir?'/><author><name>Mustafa Acungil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00728969708024417254</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_8ST8K5JH_2E/Sd3c0PvsqII/AAAAAAAAACE/o24HOeSJ2Wk/S220/mustafa+acungil.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6184619251583532083.post-5416667953543238550</id><published>2011-04-28T14:53:00.000-07:00</published><updated>2011-04-28T14:53:47.814-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romanda olay örgüsü'/><title type='text'>Romanda Olay Örgüsü 1 - Yazar adayı kendini nasıl geliştirmeli?</title><content type='html'>James Scott Bell'in Plot &amp;amp; Structure adında çok güzel bir kitabı var. Romanda olay örgüsü ve yapıyı çok güzel anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dizide kitaptan esinlenerek bu konuda size yardımcı olmaya çalışacağım. Türkçe çevirisi bildiğim kadarıyla yok, İngilizceniz varsa kitabı edinmenizi şiddetle tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir olay örgüsü kurgulayıp yazabilmek için nelere ihtiyacınız var? Öncelik tabii ki bu soruda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Öncelikle motive olmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roman uzun soluklu bir çabadır. Biraz maratona benzer. Yüz metrenin hevesli başlangıcıyla maraton bitiremezsiniz. Bu uzun soluklu, bazen duraklamalı, dur kalklı yolda sizi motive edecek şey nedir? Sadece başlangıç motivasyonu verecek bir şey yeterli olmaz. Öyle bir motivasyon olmalı ki, başlamanızı, dermansız kaldığınızda devam etmenizi, ve sonunda bitirmenizi sağlasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için şiirde motivasyon tohumu olmuştur. Bazen tek kelimelik bazen birkaç kelimelik bir tohum. O tohumla aklıma düşen şiirler çok sorun yaşamadan bitmiş bir esere dönüştüler hep.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romandaki motivasyonum da romanın tohumu ile ilgili oldu yine. Aklıma birkaç kitaplık birkaç roman konusu geldi son beş senede. Ama hiçbirine başlamadım. Üstelik bazılarıyla ilgili Türkiye Bilişim Derneği'nin Bilim Kurgu Öykü Yarışmasına öykü hallerini yazıp gönderdiğim halde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra aklıma bir dönüşüm fikri düştü. Yazmaya zorunlu hisesttiğim bir dönüşüm! Sonunda bu dönüşüm düşüncesi (neyle ilgili olduğunu şimdilik söyleyemem) bir roman olmak için yeterince güçlü bir fikir olarak yazılmayı dikte etti bana. Böylelikle ilk romanımı yazmaya başladım. İş yoğunluğumun üstüne bir de Açıköğretim'de ikinci üniversite olarak okuduğum Sosyoloji Bölümünün ikinci sınıfının derslerinin araya girmesi ilk 14 bin kelimesi hızla gelen romanın duraklamasına yol açtı. Ama devam edeceğim. Çünkü aklıma düşen dönüşümün motivasyonu maraton yaptıracak bir motivasyon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Deneyin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni teknikler inceleyin. Yazma üzerine kitaplardan, hoşunuza giden romanlardan, hoşunuza gitmeyen romanlardan... Ve deneyin bunları. Teknikleri özümseyin. Teknikleri uygulayın, deneme parçaları yazın... Hiçbir sporcu antreman yapmadan doğrudan yarışmalarda başarılı olmaz. Gerçek başarılı romanınızı yazmaya sıra gelene kadar belki toplamda yüzbinlerce kelimeleri bulan alıştırmalar, denemeler yapmanız gerekecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Rahat olun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinizi strese sokmanız, yazmanızı kolaylaştırmaz. Klavyeyle kavga eder gibi yazmayın. Kalemleri kırıp atmayın. Onlarla dost olun, sohbet edin, rahatlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Önce yazın, sonra düzeltirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk seferde mükemmel bir ürün ortaya çıkarmak kaygısıyla hareket etmeyin. Yazın, tekrar inceleyip düzeltmeye sonradan vaktiniz olacaktır. Belki olay örgüsü beklediğiniz gibi gitmeyecek, belki bazı karakterler zayıf kalacak. Zaten tekrar ele almanız gerekecek ileride. Ama öncelikle içinizdekileri bir dökün. Ortaya bir taslak çıksın. Düzeltme, yeniden ele alma ondan sonra yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Hedef koyun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su damla damla da olsa sürekli damladığı yeri eninde sonunda deler geçer. Kendinizi çok boğmayacak, ama tamamen de roman yazıyor olduğunuzu unutturmayacak bir tempo belirleyin. Günlük kelime sayısı mı belirlersiniz? Haftalık belirli günlerde belirli sayıda saat yazmak mı dersiniz? Bir hedefiniz olsun ve bundan sapmamaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Vazgeçmeyin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihteki başarılı insanların büyük bir çoğunluğu ilk denemesinde, hatta ilk denemelerinde, hatta çok sayıda denemelerinde başarısız olmuşlardır. Başarılı olan insanların nerdeyse tamamı başarısız kişilerdir. Düşmüşler tekrar kalkmışlar, yeniden adım atmışlardır. Gerçekten bir roman yazmak istiyorsanız, vazgeçmemelisiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6184619251583532083-5416667953543238550?l=yazaratolyesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/feeds/5416667953543238550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6184619251583532083&amp;postID=5416667953543238550' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/5416667953543238550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/5416667953543238550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/2011/04/romanda-olay-orgusu-1-yazar-aday.html' title='Romanda Olay Örgüsü 1 - Yazar adayı kendini nasıl geliştirmeli?'/><author><name>Mustafa Acungil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00728969708024417254</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_8ST8K5JH_2E/Sd3c0PvsqII/AAAAAAAAACE/o24HOeSJ2Wk/S220/mustafa+acungil.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6184619251583532083.post-7595124028650846681</id><published>2011-04-24T16:14:00.001-07:00</published><updated>2011-04-24T16:14:53.582-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazılım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kurgu'/><title type='text'>Storybook: Kurgu yazmak isteyenler için güzel bir program</title><content type='html'>Kapsamlı bir kurgu yazarken karakterleri, mekanları, olay örgülerini ve zamanlamayı kontrol etmek kolay olmayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Storybook bir kelime işlem programı değil, yani mesela Word'ün yerini alamaz. Ama karakterlerinizi oluşturup temel özelliklerini girmeniz, mekanları tanımlamanız, sahneleri girip bunları olay örgülerinde mekan ve karakterlerle ilişkili olarak yönetmeniz gibi pek çok imkan sağlıyor. Burada yapıyı kurduktan sonra kelime işlemcide yazmaya başlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim hoşuma gitti, bugün indirip kullanmaya başladım. Üstelik ücretsiz ve bağış usulü çalışıyor. Yazdıklarınızdan para kazanmaya başlayınca bağışlarınızı da yapabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağlantı: &lt;a href="http://storybook.intertec.ch/joomla/"&gt;http://storybook.intertec.ch/joomla/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6184619251583532083-7595124028650846681?l=yazaratolyesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/feeds/7595124028650846681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6184619251583532083&amp;postID=7595124028650846681' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/7595124028650846681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/7595124028650846681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/2011/04/storybook-kurgu-yazmak-isteyenler-icin.html' title='Storybook: Kurgu yazmak isteyenler için güzel bir program'/><author><name>Mustafa Acungil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00728969708024417254</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_8ST8K5JH_2E/Sd3c0PvsqII/AAAAAAAAACE/o24HOeSJ2Wk/S220/mustafa+acungil.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6184619251583532083.post-6099434916427387111</id><published>2011-04-14T05:17:00.000-07:00</published><updated>2011-04-14T05:17:34.500-07:00</updated><title type='text'>Mim2: Kitap yazmak isteseydin ne yazardın?</title><content type='html'>Mustafa Hocanın "mim"ine geç te olsa cevap veriyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kitap yazmak istedim ve yazdım da! Kendi uzmanlık alanımda bir kitap yazmak istedim ve ilk kitabım olan "Visual Basic Expression"ı yazdım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii, yazmak gönül verilmeden yapılamayacak bir iş. Bir kez gönlünüzü verdiyseniz de kolay kolay kopamıyorsunuz yazmaktan. İlk kitabı ikincisi takip etti. Üç, dört, derken başka yazar arkadaşlarla yazdığım kitapları da sayarsam 10'un üzerinde kitap yazmışım. Tabi bu kitapların tamamı bilgisayarlar ve yazılım üzerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama artık teknik konuların dışında da yazmak istiyorum. Özellikle bilim kurgu alanında yazmak istiyorum. Eğlenceli şeyler de yazmak istiyorum. Çocuklar için eğlenceli hikayeler ya da romanlar yazmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pekiyi, niye kendi bloğumda değil de burada yazıyorum?&lt;br /&gt;Çünkü bu blogda artık Mustafa Hocamla birlikte ben de&amp;nbsp;"yazmak" üzerine yazacağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6184619251583532083-6099434916427387111?l=yazaratolyesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/feeds/6099434916427387111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6184619251583532083&amp;postID=6099434916427387111' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/6099434916427387111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/6099434916427387111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/2011/04/mim2-kitap-yazmak-isteseydin-ne-yazardn.html' title='Mim2: Kitap yazmak isteseydin ne yazardın?'/><author><name>Kadir Çamoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12608272745812385069</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6184619251583532083.post-3563436219716754648</id><published>2009-03-22T07:58:00.000-07:00</published><updated>2009-03-22T08:10:36.293-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazar olmak üzerine'/><title type='text'>Mim: Kitap yazmak isteseydin, ne yazmak isterdin?</title><content type='html'>Tila Sadık beni &lt;a href="http://melitila.blogspot.com/2009/03/mim-kitap-yazmak-isteseydin-ne-yazmak.html"&gt;mimlemiş&lt;/a&gt;. Mim'in ne demek olduğunu onun yazısından okuyabilirsiniz. Ama benden ufak bir katkı: Sanırım bu kavram İngilizce'deki (belki daha orijinal kökeni de başka bir dildedir) meme'den geliyor. Zihinden zihine aktarılarak yayılan kültürel bir düşünce birimi gibi karmaşık bir anlamı var. Mesela 'balık baştan kokar' bir mim bu anlamda. Ya da İngilizce'deki O.K. kelimesi. Aslında alakasız bir kurumun kısaltması iken tamamdır anlamı kazanmış ve yaygın bir kültürel imge haline gelmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana atılan mime, ya da oltaya, gelecek olursak: Bu soru benim açımdan biraz geç kalmış bir soru. Çünkü ben kitap yazmayı zaten istedim ve yazdım. Web'de de yayınladığım iki kitabım var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://gundelikbasari.blogspot.com/"&gt;Gündelik Başarı için Uygulanabilir Taktikler&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bilincsizyeterli.blogspot.com/"&gt;Bilinçsiz Yetersizden Bilinçsiz Yeterliye&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ikisi de kendimi geliştirmek için kullandığım yöntemlerin aktarılmasına dayalı gelişim kitapları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben asıl roman yazmak isterdim. Halen de istiyorum. Aklıma gelen roman fikirleri genelde insanın zaman içindeki gelişiminin alacağı yönle ilgili. Teknolojinin etkisi ne olacak bize mesela. Olası alternatif gelecekler. Özellikle de bunlar içinde Türkiye'nin ve Türklerin yeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım roman yazabilmeye başlamam için çalışmak zorunda kalmayacağım bir gelecek oluşturabilmem gerekiyor. Zamanımın tamamının gerçekten bana ait olabileceği... Zaman bağlamını pek sınırlayamasam da, roman, hatta roman değil romanlar yazmak en temel hedeflerim arasında yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem gelenek öyleymiş ben de &lt;a href="http://kadircamoglu.spaces.live.com/"&gt;Kadir Çamoğlu&lt;/a&gt;'na elim sende, pardon mim sende diyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6184619251583532083-3563436219716754648?l=yazaratolyesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/feeds/3563436219716754648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6184619251583532083&amp;postID=3563436219716754648' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/3563436219716754648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/3563436219716754648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/2009/03/mim-kitap-yazmak-isteseydin-ne-yazmak.html' title='Mim: Kitap yazmak isteseydin, ne yazmak isterdin?'/><author><name>Mustafa Acungil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00728969708024417254</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_8ST8K5JH_2E/Sd3c0PvsqII/AAAAAAAAACE/o24HOeSJ2Wk/S220/mustafa+acungil.jpg'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6184619251583532083.post-3456774580669896101</id><published>2009-01-17T13:06:00.001-08:00</published><updated>2009-01-17T13:08:56.212-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazar olmak üzerine'/><title type='text'>Yazarlıkla ilgili kitaplar üzerine bir derleme</title><content type='html'>Aşağıdaki linkte bir arkadaşımız çok güzel bir derleme hazırlamış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://melitila.blogspot.com/2008/12/yaratc-yazarlk-kitaplar.html"&gt;http://melitila.blogspot.com/2008/12/yaratc-yazarlk-kitaplar.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle Türkçe kaynak arayışındaysanız, olası seçeneklerin sanırım tamamı sıralanmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim belirtmek istediğim birkaç kitap daha var, ama fırsat bulduğumda onları birer yazıyla sunmak istiyorum size.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir not: İşin sanatından çok tekniğine yönelik birşeyleri pratik ve hızlı bir şekilde edinmek istiyorsanız, ne Türk ne de Avrupalı yazarlar ilk durağınız olmamalı. Onları da okumalısınız tabii, ama Amerikalı yazarlar bu işi çok daha pratik anlatıyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6184619251583532083-3456774580669896101?l=yazaratolyesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/feeds/3456774580669896101/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6184619251583532083&amp;postID=3456774580669896101' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/3456774580669896101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/3456774580669896101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/2009/01/yazarlkla-ilgili-kitaplar-zerine-bir.html' title='Yazarlıkla ilgili kitaplar üzerine bir derleme'/><author><name>Mustafa Acungil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00728969708024417254</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_8ST8K5JH_2E/Sd3c0PvsqII/AAAAAAAAACE/o24HOeSJ2Wk/S220/mustafa+acungil.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6184619251583532083.post-8079450954873292776</id><published>2009-01-05T13:38:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T13:54:56.781-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazar olmak üzerine'/><title type='text'>Yazmak üzerine birkaç kitap: Stephen King - On Writing</title><content type='html'>Pınar D. adlı okurum bir güzellik yapmış şöyle bir yorum yazmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://yazaratolyesi.blogspot.com/2008/01/gelecek-postas.html"&gt;http://yazaratolyesi.blogspot.com/2008/01/gelecek-postas.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine ben de yorumuna karşılık olarak bir yorum yazmaya başladım, ama sonra bundan başkalarının da yararlanabileceğini düşünerek yeni bir girdiye dönüştürmeye karar verdim. Bu arada &lt;a href="http://hologramblog.blogspot.com/"&gt;Pınar'ın kendi blogu&lt;/a&gt; da çok hoş. İncelemek isteyebilirsiniz diye bağlantısını verdim az önce. (Hani "Pınar'ın kendi blogu" ifadesi farklı renk ya, bağlantı orası. :) )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece kendi okuduğum kitaplardan bazıları ile ilgili kendi izlenimlerimden notlar sunacağım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk ve en önce önerilecek kitap:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stephen King: On Writing.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmak üzerine yazabilecek belki en önemli isim Stephen King. Tarzını seviyor musunuz bilmem, ben bazen severim bazen de iğrenç bulduğum olur, ama yeni herhangi bir kitabını görür görmez aldığım yazarlardan biridir. On Writing gerçekten çok esaslı bir kitap. Sanırım Türkçesi de yayınlanmıştır artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaptan hala hatırladığım (bunun için raftan alıp sayfalarda gezinmeme gerek yok) birkaç önemli unsur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dinazor kemiği bulma kavramı! Beni en çok etkileyen imgelerden biriydi. King, yeni bir romanı yazmayı, toprağın üstüne ufak bir parçası çıkmış bir dinazor kemiğinin etrafını kaza kaza kaza dinazor iskeletininin bütününü ortaya çıkarmaya benzetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şeyi şiirden kendi deneyimimle yaşadığım için çok etkilendim. Benim şiirlerimin hemen hemen hepsinin bir tohumu vardır. Tohum bazen bir konuşmanın çağrışımıyla, bazen birkaç kelimeyle, bazen kafamda çakan bir imge ya da yok-kelimeyle (dumankan, açyuvar gibi...) ortaya çıkar. Sonra o tohum ben yazarken sanki kendiliğinden yaşayan bir bitkiye dönüşür. Şiirde yaşadığım bu olgunun roman için çok önemli bir yazar tarafından bir benzeriyle anlatılması beni çok etkiledi ve roman yazabileceğim konusunda bana çok önemli bir ilham verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaptan basit ama pratik çok önemli bir öneri. Bu öneriyi King kendisi keşfetmemiş o da bir editörden almış... (Sanırım ilk editörlerinden birinden...) İlk yazdığımızda metinlerimiz biraz şişmandır. Fazlalıkları vardır. Düzeltme okumasında yaklaşık yüzde onu kırpılmalıdır kelimelerin. Bunun böyle olduğunu ve kırpılması gereken fazlalığın da neredeyse hep yüzde on civarında olduğunu kendi deneyimlerimle de gözledim. Bir imgeden sonra pratik bir öneriyle de kitabın bir faydası oldu bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de ilham kaynağı: Yazmaktan ilk önemli parayı kazanmasının hikayesi King'in. Bunu detaylarıyla sanırım bu kitapta okumuştum, ama başka yerde de denk gelmiş olabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;King bir çamaşırhanede ya da çamaşır yıkama firmasında, otellerden gelen çarşaf vb'nin yıkanmasında çalışmaktadır. Eşi ise bir fast-food zincirinde garson olarak çalışmaktadır. Ama sürekli yazar King. Sürekli gönderir yazdıklarını. Sonra birgün ilk kitabının karton kapak baskısıyla ilgili ilk çeki alır: 400 bin dolar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye ölçeğinde King'in kazandığı kadar para kazanmak pek olası olmayabilir yazmaktan. O büyüklükte paralar kazanmak için kesinlikle İngilizce dilinde yazıyor olmalısınız. Pazarı en geniş olan dil. Ama yine de yüzbinlerce satışa ulaşan kitaplar Türkçe'de de var. Yazmaktan para kazanmanın ilhamı da bu kitaptan alacağınız bir lezzet olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmak üzerine başka kitaplar da önereceğim. Ama bu yazıyı bu kitaba hasrediyorum. Başka bir fırsatta yine ayrı ayrı bahsetmek istediğim birkaç kitap daha var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6184619251583532083-8079450954873292776?l=yazaratolyesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/feeds/8079450954873292776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6184619251583532083&amp;postID=8079450954873292776' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/8079450954873292776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/8079450954873292776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/2009/01/yazmak-zerine-birka-kitap-stephen-king.html' title='Yazmak üzerine birkaç kitap: Stephen King - On Writing'/><author><name>Mustafa Acungil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00728969708024417254</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_8ST8K5JH_2E/Sd3c0PvsqII/AAAAAAAAACE/o24HOeSJ2Wk/S220/mustafa+acungil.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6184619251583532083.post-30895941233609271</id><published>2007-11-09T14:41:00.000-08:00</published><updated>2007-11-09T14:52:04.849-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazar olmak üzerine'/><title type='text'>Nasıl yazar olunur?</title><content type='html'>Yazarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama önce okuyarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeterince okumuş ve hala zevkle okumaya devam eden bir insan, yazmak istiyorsa, yapması gereken şey yazmaktır. Yazarak ilerliyorsunuz. Yazmaya başladığınız zaman, hayal edebileceğinizin ötesinde şeyleri yapabilir olduğunuzu keşfediyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu durumda, zor olan başlamak. Başladıktan sonra da zor olan ısrarla devam etmek. Başlayan ve ısrarla devam edenler, başarıya ulaşıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yaşadığım konulardan biri "Gündelik Başarı için Uygulanabilir Taktikler" adlı kitabım oldu. Başladım, fikir çok iyiydi, duralamadan bir-iki bölümü yazıp bitirdim. Hızımı aldığım için keyifle, akşamları ve geceleri kısa zamanlar ayırarak devam ettim ve çok güzel bir kitap çıktı ortaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci bir örneği Türkiye Bilişim Derneği'nin 9. Bilim Kurgu Yarışması ile ilgili olarak yaşadım. Sevgili dostum Halid Özgür, aklımdaki bir iki roman fikrini daha önce bir iki kere duymuştu. Bu yarışmadan haberdar olunca hemen beni arayıp katılmamı tavsiye etti. O enerjiyle öyküye başladım. Harareti çok sönmeden bitirdim. İkinci bir kere okumak ve düzeltmeler yapmak için bir ay kadar vaktim vardı. Bir ayın sonlarına doğru ancak elim değdi ve bir gecede bu gözden geçirme de bitti. Öyküyü gönderdim, üçüncülük ödülü aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü bir örneği şimdi yaşıyorum: &lt;a href="http://www.chip.com.tr/blog/gelecekpostasi/"&gt;http://www.chip.com.tr/blog/gelecekpostasi/&lt;/a&gt; adresindeki bilim kurgu blogum. Sevgili arkadaşım Cenk Tarhan'la yazışmamız sonucunda ortaya çıkan ve hızla gelişen bu blog şimdiden koşarak ilerlemeye başladı. Kafamda oluşan karakter Kamil Asma kendiliğinden gelişiyor, fikirler aklıma gerçekten 2053'ten Kamil Asma tarafından fısıldanıyor gibi geliyor. Çünkü başladım. Çünkü keyfini çıkararak devam ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz başaramadığım bir şeye de yer vereyim burda. Kafamda iki ayrı sağlam 'roman zinciri' fikri var. Ancak bunlardan ilkine hiç başlamadım. İkincisine de başladım ama hızını bulamadan yazmayı bıraktım. Her iki fikir de hala duruyor. Bilim Kurgu blogumun hızı, bu romanların da başlangıç hızını aldıklarında hızla ilerleyeceklerini gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama biraz da alınan sonuçlarla ilgili bu konu. Gelecek Postası'nda yazdığım ilk yazıya daha ilk günden yorumlar geldi. İnsanlar merakla izliyorlar. Merak ettikleri başka konuları soruyorlar. Ve Kamil Asma cevaplıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar olmak istiyor musunuz? Öncelikle iyi bir okur olun. Sonra da yazın. Herhangi bir şey yazın. Kendinize gündelik bir yazma ritmi oluşturun. Mesela günde 500 kelime. Hiçbir şey yazamıyorsanız, 500 kelime sınırı dolana kadar 'Yazar olmak istiyorum' cümlesini tekrar tekrar yazın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolay gelsin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6184619251583532083-30895941233609271?l=yazaratolyesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/feeds/30895941233609271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6184619251583532083&amp;postID=30895941233609271' title='173 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/30895941233609271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6184619251583532083/posts/default/30895941233609271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yazaratolyesi.blogspot.com/2007/11/nasl-yazar-olunur.html' title='Nasıl yazar olunur?'/><author><name>Mustafa Acungil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00728969708024417254</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_8ST8K5JH_2E/Sd3c0PvsqII/AAAAAAAAACE/o24HOeSJ2Wk/S220/mustafa+acungil.jpg'/></author><thr:total>173</thr:total></entry></feed>
