Aslında konudan bol bir şey yok.
Zor olan konu bulmak değil de, daha çok sizi harekete geçirecek konuyu bulmak. Harekete geçirdiği gibi, aylarca üzerinde yazmaktan da yılmayacağınız bir konu olmalı.
Uzun bir yolculuğa çıkarken yol arkadaşını iyi seçmek gerekir. Aksi taktirde yol bitmez, bitse de kendimiz de tükenmiş oluruz. Hikaye gibi daha kısa soluklu bir şey yazıyorsanız, tekrar tekrar başa dönmek o kadar da sakıncalı olmayabilir. Ama romanda özellikle çok yol aldıktan sonra, böyle olmuyor baştan başlayayım demek kolay değil.
Siz en iyisi, önce bir bolca konu bulun kendinize. Sonra içlerinden seçerek ilerleyin.
Konu bulmanın o kadar çok yöntemi var ki, burada sadece bazılarını örnek olarak verelim:
- Ya şöyle bir şey olsaydı… diye düşünün. Benim bu konuda aklıma gelen çok ilginç bir konu, ya Amerika’daki Yellowstone bölgesi patlarsa idi. Bir yanardağ değil, düpedüz çok geniş bir mağma bölgesi olan bu alandaki bir patlamanın Kuzey Amerika’daki yaşamı büyük ölçüde yok edeceği söylenir. Acaba nasıl bir dünya ortaya çıkardı…
- Başlık atmayı seviyorsanız, başlık atın! Victor Hufgo’nun Sefiller yazısının sanıyorum bir kilisede bir duvara yazılı ‘kader’ yazısından esinlendiği söylenir… Tek bir kelime… Tabii altını doldurabileceğiniz bir başlık olmalı.
- Aklınıza gelen ve size ‘yakın’ gelen isimlerden (cins ya da özel) bir liste yapın. Bakın bakalım bu listenin ortak odağı ne… Sizi nereye yönlendiriyor?
- Damarınıza basan sorunları düşünün. Çevre mi çok önemli sizin için? Genetiği değiştirilmiş bitkilerin insanlığın geleceğini tehdit edeceğini mi düşünüyorsunuz? Damarınıza yeterince basan bir konu, yazmanın da daha kolay olacağı bir konu olacaktır.
- İzleyin. Aklınızdan resimler ya da sahneler geçirin. Gündüz gözüyle rüya görmeye bırakın zihninizi. Bakalım beyniniz size neler sunuyor?
- Dinleyin. Benzer şekilde zihninizi serbest bırakıp cümleler duyun. Bilinçaltınızdan yükselen cümleleri, kelimeleri dinleyin. Bakalım sizi nereye götürecekler?
- Karakterler düşleyin. Çevrenizden, medyadan, zihninizde yaratabileceğiniz karakterleri düşleyin. Sizi harekete geçirecek, ilginizi çekecek bir karakter ve çevre karakterler harekete geçme noktanız olabilir.
- En iyilerden çalın. Klasikleri okuyun, onları günümüzde düşünün. Uyarlayın.
- Tarzları karıştırın. Yahşi Batı yapın. Mesela müslüman olmuş bir vampir acaba napardı?
- Ana eğilimleri takip edin. Önümüzdeki yıllarda ısınacak konuları yakalamaya ve onlar üzerine yazmaya çalışın.
- Gazeteleri, interneti karıştırın. Gerçek hayat öyküleri bazen en karmaşık olay örgüsünden daha karmaşık olur. Fikir alın.
- Araştırın. İlgilendiğiniz kurgu dışı konuları araştırırken, bunlar üzerine bir kurgu yüklemeyi deneyin.
- Üzerinde gerçekten yazmak istediğiniz şey nedir, onu düşünün…
- Tutkulara göz atın. Bir amaca kilitlenmek, bir insanın sevgisine tüm ömrünü adamak, bir keşif için canını ortaya koymak…
- Açılış cümleleri… Başlık gibi açılış cümleleri yazmaya da odaklanabilirsiniz. Onlarca açılış cümlesi yazın. Hangilerinin altı doldurulabilir geliyor, düşünün.
- Çarpıcı bir sahneden çarpıcı bir bölüm yazın. Öncesini, sonrasını, karakterlerini bu ana vurucu anın etrafına örmeyi düşünebilirsiniz.
- Zihin haritanızı çıkarın. Sizin için önemli kavramları bulutlara isim yazın, bulutları oklarla bağlayın. Önemli olanları büyütün. Zihninizin bir haritasını çıkarıp oraya oturacak bir konu bulun.
- Bir son yazın. Birçok son yazın. Bu sonlardan sizi en çarpanına doğru ilerleyecek bir romana başlayın.
- Mesleklerden bazıları üzerine çok şey mi biliyorsunuz? O mesleğin üzerine bir roman düşünün. Çok meşhur bir yazar vardı bir zamanlar. Bazı kitaplarının başlıkları: Havaalanı, hastane, otel…
- Hiçbiri çalışmadı mı? Konu bulamıyor musunuz? Oturup yazmaya başlayın. Hiçbir şey yazamıyorsanız, anlamsız kelime grupları yazın. Beyniniz eninde sonunda mesajı alıp birşeyler döktürmeye başlayacaktır.
Ne olursa olsun… Yazın! Ve yazmayı bırakmayın.
Döngü ya da kim kimin kurbanı
-
Benim mühendislik okuyan ve mezun olmak üzere olan, son senesindeki güzel
kardeşim. İş hayatının anlaşılmaz döngüsü karşısında tutulup kalmış
durumdasın ya...
2 ay önce